Sanatçı Erkin Keskin’in “İzler ve Yüzler” başlıklı kişisel seçkisi, 7–30 Nisan tarihleri arasında Valör Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor. Kadın portreleri, müzikle çoğalan figürler ve yeniden doğuş fikrini çağrıştıran imgeler etrafında şekillenen seçki, çizgi ile hafıza arasında güçlü bir bağ kuruyor.
Ankara’nın nisan ayındaki dikkat çekici sanat duraklarından biri olan bu buluşma, portreyi yalnızca bir yüzün temsili olarak değil; belleğin, iç sesin ve yaşanmışlığın izlerini taşıyan bir anlatı alanı olarak ele alıyor. 30 Nisan 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek seçki, izleyiciyi yüzün ardındaki hikâyeyi keşfetmeye davet ediyor.
1969 yılında Artvin’in Şavşat ilçesinde doğan Keskin, lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü’nde tamamladı. Ardından Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Anasanat Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Uzun yıllara yayılan üretimi boyunca resim ve özgün baskı alanında birçok kişisel sergi gerçekleştiren sanatçı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde de yer aldı. 2023 yılında düzenlenen 76. Devlet Resim ve Heykel Yarışması’nda aldığı Özgünbaskı Başarı Ödülü de bu üretim sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak öne çıkıyor.
“İzler ve Yüzler” seçkisinin temel gücü, yüzü yalnızca bir kimlik görüntüsü olarak değil; zamanın, kırılmaların, direncin ve yeniden toparlanmanın izlerini taşıyan canlı bir alan olarak ele almasında yatıyor. Sanatçının çizgisi yalnızca biçimi kuran bir araç değil; aynı zamanda belleğin, ritmin ve iç sesin görsel karşılığı olarak da beliriyor. Bu nedenle eserler, yalnızca bakılan portreler olmaktan çıkıp izleyiciyi hissetmeye ve hatırlamaya çağıran çok katmanlı bir yapıya dönüşüyor.
Seçkinin merkezinde yer alan kadın portreleri, anlatının en güçlü taşıyıcıları arasında. Yüzlerdeki çatallanan çizgiler, renk patlamaları ve katmanlı yüzeyler figürleri sabit bir görüntü olmaktan çıkararak oluş hâlindeki bir hafızaya dönüştürüyor. Zaman zaman açıkça, zaman zaman ima yoluyla kullanılan Zümrüdüanka motifi ise eserlere yeniden doğuş, dönüşüm ve dayanıklılık duygusu katıyor.
Sergideki “İzli Yüzler” serisi ana omurgayı oluştururken, “Polifonik Dokunmalar” ve “Küllerinden Doğmak” başlıklı çalışmalar anlatıyı farklı katmanlara taşıyor. Akrilik, yağlıboya ve karışık teknikle üretilen eserlerde müzikle ilişki kuran figürler, kent siluetleri, kuş imgeleri ve yoğun yüzey dokuları dikkat çekiyor. Özellikle keman, çello ve akordeon çalan figürlerin yer aldığı “Polifonik Dokunmalar”, müziği resmin içine taşıyan güçlü bir görsel ritim kuruyor.
Bu yönüyle “İzler ve Yüzler”, yalnızca portrelerden oluşan bir seçki olmanın ötesine geçiyor. Yüzü insanın iç dünyasının dışavurumu olarak yorumlayan, çizgiyi ritimle, rengi ise duyguyla buluşturan anlatımıyla dikkat çeken sergi, Ankara’daki sanat izleyicisini bakmak ile görmek arasındaki ince fark üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

