Benan Bilek Yeni Kitabı “Rezene”nin Heyecanını Yaşıyor

Benan Bilek yeni kitabı Rezene ile okuruyla bir kez daha buluştu. “Gece Tuşları”, “Çin Çin Çini Mini Hanım” ve “Duvarlar Şahit”ten sonra “Rezene” adlı kitabını da Banliyö Kitap‘tan çıkaran Benan Bilek, yeni kitabının heyecanını yaşıyor. Benan Bilek’le, “Rezene” ile ilgili duygu ve düşünceleri üstüne konuştuk.

– “Rezene” ile okuru yeniden selamlıyorsunuz. Bu kitabın sizin için anlamı ne?
Benan Bilek: “Rezene” benim için sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda içsel bir yüzleşme. Daha önceki kitaplarımda da karanlıkla barışmaya çalıştım ama bu kez o karanlığın içine bir lamba tuttum diyebilirim. Bu kitapta insan ruhunun en kırılgan, en suskun yanlarına eğildim.

– Kitapta farklı temalar, farklı karakterler var ama ortak bir acı ya da arayış duygusu hissediliyor. Bu bilinçli bir tercih miydi?
Benan Bilek: Evet, çünkü insan dediğimiz varlık çoğu zaman arayışlarının toplamı. Sevgi arar, aidiyet arar, huzur arar. Ama bu arayışlar bazen hayal kırıklıklarıyla, kayıplarla ya da yüzleşmelerle sonuçlanıyor. Ben de bu kırılma anlarını anlatmak istedim. Çünkü o anlar insanı şekillendiriyor.

– Kitaptaki öykülerde şiirsel bir dil, zaman zaman da sarsıcı bir gerçekçilik var. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Benan Bilek: Yaşamın kendisi zaten şiir ve sertlik arasında gidip geliyor. Bir annenin evladına duyduğu sevgi de bir şiirdir, o evladın kaybı da bir trajedi. Yazarken dilin buna eşlik etmesini, duyguya göre biçimlenmesini isterim. Gerçekliği yumuşatmıyorum ama onu estetikle anlatmak, okurla daha derin bir bağ kurmamı sağlıyor.

– “Rezene” ismi oldukça dikkat çekici. Neden bu ismi seçtiniz?
Benan Bilek: Rezene, çok katmanlı bir bitki. Hem rahatlatır hem acımsı bir tadı vardır. Kitaptaki öyküler de böyle; kimi okuru teselli edecek, kimi ise içini burkacak. Rezene gibi, okurun damağında ve ruhunda uzun süre kalmasını istedim.

– Sizce bu kitap, günümüz insanına ne söylüyor?
Benan Bilek: Belki de en çok şunu söylüyor: “Yalnız değilsin.” Hepimiz bir şekilde kırıldık, incindik, sustuk. Ama hâlâ ayakta kalabiliyorsak, bir şeyler hissedebiliyorsak, insanız demektir. Bu kitap, insan olmanın yüküyle baş etmeye çalışan herkese küçük bir omuz vermek istiyor.

– Son olarak, okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Benan Bilek: Kendinizle yüzleşmekten korkmayın. Bazen en karanlık hikâyeler bile içimizdeki ışığı ortaya çıkarabilir. “Rezene”yi okurken belki kendinizle karşılaşacaksınız. Ama inanın, bu kötü bir şey değil.

Hakan Akdoğan Rezene’yi Anlatıyor

Benan Bilek’in kaleminden çıkan Rezene ile insan ruhunun labirentlerinde unutulmaz bir yolculuk…

Rezene, kayıpların gölgesinde kıvranan yüreklerin, yalnızlığın soğuk duvarlarına çarpan nefeslerin ve beklenmedik darbelerle sarsılan insanların hikâyelerini bir araya getiriyor. Benan Bilek, psikolojik derinlik taşıyan şiir gibi akan öykülerinde; aşkın sancılı sınırlarında gezinen genç bir müzisyenin trajedisinden, geçmişin ağır yüküyle hesaplaşan kadınların iç çatışmalarına, toplumsal baskılar altında ezilen bireylerin sessiz çığlıklarına uzanan geniş bir duygu evrenine davet ediyor okuru.

Nesterenin borç talebiyle başlayan ve ölümle keskinleşen bir tutkunun hüzünlü izleri… Bir otobüs yolculuğunda kendini kehribarın katı reçinesine hapsolmuş hisseden adamın metaforik yalnızlığı… Cenaze evindeki kadın kalabalığının ortasında, sevdiği kadının naaşına dokunma arzusuyla yanıp tutuşan Veysel’in çaresizliği… Sosyal sorumluluk maskesi ardındaki ikiyüzlülüğü fark eden idealist bir kadının sarsıcı uyanışı… Kumdan kalelerin arasında annelik, ihanet ve kaybetme korkusuyla boğuşan bir kadının kırılgan direnci…

Bilek, karakterlerini yargılamadan, insanlığın karanlık ve aydınlık yanlarını cesurca ortaya koyuyor. Her öyküde, hayatın acımasız rastlantılarına rağmen direnen bir “insan olma” çabası var: Yanlış kararların ağır bedelleri, pişmanlıkların kemiren sessizliği, toplumun dayattığı rollere isyan eden kadın bedenleri ve geçmişin gölgesinden kurtulmaya çalışan ruhlar…

Rezene, sadece okurun zihninde değil, yüreğinde de iz bırakacak bir kitap. Benan Bilek’in sarsıcı gerçekçiliği ve lirik anlatımıyla, her biri hayatın sert dokusundan koparılmış bu öyküler; kaybetmenin, özlemenin ve belki de en çok, kendin kalabilmenin şiirsel bir dökümü…

Hakan Akdoğan

Benan Bilek Kimdir?

Benan Bilek, edebiyat, sahne sanatları ve görsel sanatlar alanlarında üretkenliğiyle tanınan çok yönlü bir sanatçıdır. 1982 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde eğitim almak üzere İstanbul’dan İzmir’e taşınmış ve bu şehirde kök salmıştır. İletişim sektöründe uzun yıllar çalışmış, Karacan BMS ve Aphrodie Esthetique firmalarında halkla ilişkiler yöneticiliği yapmış, İzmir Halkla İlişkiler Derneği yönetiminde görev almıştır. Reklam sektöründe ajans koordinatörlüğü yapmış ve kendi ajansını kurarak butik hizmetler sunmuştur.

Sanatın farklı dallarında da aktif olan Bilek, un elekleri üzerine ipliklerle resim yaparak altı kişisel sergi açmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin izleyicisi sadece kadınlardan oluşan ilk stand-up gösterisi olan “Biz Bize Kız Muhabbeti”ni sahnelemiş, ardından “Kız Tarafı Düğün Müğün”, “Kadınsı Bi’ Şeyler”, “Dip Dibe” ve “Kutumda Büyük Hissediyorum” gibi gösterilerle yaklaşık 13 bin kadına ulaşmıştır.

Edebiyat alanında da eserler veren Benan Bilek’in kitapları arasında “Gece Tuşları”, “Duvarlar Şahit”, “Çin Çin Çini Mini Hanım”, “Punta – Bir Meyhanenin Romanı” ve “Yüzde 30’u Peşin: Yaşarken Acılı, Anlatırken Komik, Gerçek Öyküler” bulunmaktadır. Bu eserlerinde, mizahi üslubunu ve derinlikli karakter analizlerini bir araya getirerek okurlarına farklı deneyimler sunmaktadır.

Benan Bilek, sanatın çeşitli alanlarında üretkenliği ve kadınlara yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken bir isimdir. Eserleri ve gösterileriyle geniş bir kitleye ulaşarak, kadınların sesini duyurmayı ve onları güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Scroll to Top