Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi, eğitim kurumlarında son dönemde artış gösteren şiddet olaylarına dikkat çekerek toplumsal iyileşme çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, öğretmen ve öğrencileri hedef alan vakaların kaygı verici boyutlara ulaştığı belirtilirken, sorunun yalnızca güvenlik değil aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğu vurgulandı.
Dernek, şiddetin çoğu zaman cehalet ve iletişimsizlikten beslendiğine işaret ederek, bu boşluğu doldurabilecek en güçlü alanlardan birinin kütüphaneler olduğunun altını çizdi. Kütüphaneler, sadece kitapların yer aldığı mekânlar değil; hoşgörü, eleştirel düşünce ve birlikte yaşama kültürünün geliştiği güvenli alanlar olarak tanımlandı.
Açıklamada, özellikle çocuklar ve gençler açısından kütüphanelerin önemi öne çıkarıldı. Kütüphanecilerin, “bibliyoterapi” gibi yöntemler ve nitelikli yayınlar aracılığıyla bireylerin empati kurma becerisini geliştirdiği, farklı hayat deneyimlerini anlamaya katkı sunduğu ifade edildi. Bu sürecin, şiddetin önlenmesinde önemli bir rol oynadığı belirtildi.
Kütüphanelerin aynı zamanda gençler için bir “üçüncü mekân” işlevi gördüğü vurgulandı. Bireylerin yargılanmadan var olabildiği bu alanların, aidiyet duygusunu güçlendirdiği ve gençleri şiddet yerine üretime yönlendirdiği dile getirildi.
Bilgi okuryazarlığının da kritik bir unsur olduğuna dikkat çekilen açıklamada, kütüphanecilerin gençleri dezenformasyon ve nefret söylemine karşı bilinçlendirdiği, eleştirel düşünme becerisi kazandırdığı ifade edildi. Ücretsiz bilgiye erişim imkânlarının ise fırsat eşitliği ve sosyal adalet açısından önemli katkılar sunduğu kaydedildi.
Dernek, yerel yönetimler ve eğitimcilere çağrıda bulunarak kütüphanelerin “sosyal iyileşme merkezleri” olarak daha etkin kullanılmasını istedi. Okul kütüphanelerinin güçlendirilmesi ve kütüphanecilerin rehberlik rolünün desteklenmesi gerektiği belirtildi.
Açıklama, toplumda kaba kuvvet yerine sözün ve diyalogun hâkim olduğu bir geleceğin mümkün olduğu vurgusuyla sona erdi.

