Türk sinemasının efsane ismi Türkan Şoray, Büyük Taarruz 4. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında Afyonkarahisar’da hayranlarıyla buluştu. Afyonkarahisar Valiliği’nin ev sahipliğinde, Anadolu Kültür ve Sanat Meclisi Derneği tarafından düzenlenen festivalde Şoray, “Yeşilçam’da Aile” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.
Konuşmasında sinemaya ve oyunculuğa duyduğu özlemi dile getiren Şoray, “Kendimi tanımadan önce sinemayı tanıdım. Sinemayla büyüdüm, onunla var oldum. Sinema benim için nefes almak gibiydi; onsuz yaşayamam sanıyordum,” dedi.
Hayranlarının kendisine sık sık “Aşkı sizin filmlerinizden öğrendik” dediklerini anlatan sanatçı, sinemanın hayatına kattığı güzelliklerden söz ederek şu ifadeleri kullandı:
“Keşke imkan olsa da yeniden setlere dönebilsem. Ama maalesef 35 yaşından sonra artık başroller size verilmiyor. Dünyada da, Türkiye’de de bu böyle. Genç ve güzel olmanız gerekiyor. Belli bir yaştan sonra sinema sizi pek önemsemiyor.”
“Yeşilçam setleri bir aile gibiydi”
Şoray, Yeşilçam dönemindeki set ortamlarını hatırlatarak, o dönemin samimiyetine dikkat çekti:
“O zamanlar setler küçük ama çok sıcak ortamlardı. Herkes birbirine kenetlenmiş gibiydi. Zor şartlarda, kısıtlı imkanlarla filmler çekerdik ama o zorluklar aramızda bir akrabalık bağı oluştururdu. Şimdi setler çok kalabalık, iletişim monitörler ve asistanlar üzerinden ilerliyor. O samimiyetin eksikliğini hissediyorum.”
“Sinemayı ihmal ederseniz o da sizi unutur”
Gençlere tavsiyelerde bulunan usta oyuncu, sinemayı ciddiyetle ele almanın önemini vurguladı:
“Sinema, insanlara dokunan bir sanat. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ gibi filmler, yıllar geçse de insanların kalbine dokunmaya devam ediyor. Sadece benim değil, Şener Şen’in, Hülya Koçyiğit’in, Filiz Akın’ın, Fatma Girik’in filmleri de öyle… Sinemayı çok sevmek, çok çalışmak gerekiyor. Onu ihmal ettiğiniz anda o da sizi ihmal eder.”
“Yapay zekada duygu yok”
Etkinlikte, yapay zekâ teknolojisiyle Şoray’ın çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerini bir araya getiren kısa bir film gösterimi de yapıldı. Şoray, bu teknolojinin sinemadaki yeriyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle paylaştı:
“Yapay zekâyla elbette filmler yapılacak ama sinemanın özü duygudur. Görüntü ne kadar mükemmel olursa olsun, içinde duygu yoksa sadece madde kalır. Sinemanın ruhu, insana dokunabilmesindedir.”
“Ailede sevgi ve saygı korunmalı”
Konuşmasında toplumsal değişimlere de değinen Şoray, sinemanın her dönemde toplumun aynası olduğunu söyledi:
“Eskiden aile bağları daha güçlüydü. Akşam yemeklerinde bir araya gelinir, paylaşım olurdu. Bugün çocuklar daha özgür yetiştiriliyor ama bunun da bir sınırı olmalı. Ailede sevgi ve saygı korunmazsa, o düzen bozulur.”
Ünlü oyuncu, Afyonkarahisar’a bir dönem Bilge Olgaç’ın yönettiği Açlık filminin çekimleri için geldiğini de hatırlatarak, o yıllarda köylerde geçirdiği günleri anımsadığını söyledi.
Son olarak, Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’nın “Tatlı Hayat” dizisindeki performansına ilişkin sorusuna Şoray şu yanıtı verdi:
“Hayata hep güzel tarafından bakmak lazım. Atıf Yılmaz bana hep ‘Sen aslında bir komedi oyuncususun’ derdi.”
Söyleşi sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Türkan Şoray, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirerek salondan büyük alkışlarla uğurlandı.

